Blog


Adet Düzensizliği

Her kadın hayatının belli dönemlerinde zaman zaman adet düzensizliği yaşayabilir. Beklenen tarihten önce veya sonra gelmesi, beklenenden farklı şekilde gelmesi olarak çok kısaca tanımlanabilir.

Bir adet döngüsünün başlangıcından diğerinin başlangıcına kadar geçen süre 21-35 gün arasıdır. Kadınların çoğu yıl boyunca 11-13 kez adet döneminden geçer. Bu rakama yakın değerler (1-2 az veya fazla) normal olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, adet düzensizliği konusuna ancak kişi için normal olan değerlere bakılarak bir değerlendirme yapılabilir.

Bir gün için de kullanılan ped miktarı 2-3 adet olmalı, pıhtı içermemeli ve kanama süresi 8 günü geçmemelidir. Bu tanımlamalardan sapmalar adet düzensizliği olarak algılanabilir.

Hormonlar adet görülmeye başladıktan ilk birkaç yıl boyunca belirli bir düzene giremeyebilir ve adet düzensizliği görülmesi normaldir.

Aynı durum, adetin sona ermeye yakınlaştığı “perimenopoz” ve “menopoz” dönemleri öncesinde de geçerlidir. Menopoz diye adlandırılan adet sonlanması son adet döneminin üzerinden 12 ay geçtikten sonra başlar. Ayrıca belirli sistemik hastalıklarda da adet düzensizliği görülebilir.

Adet görmenin tamamen durması durumuna “amenore” denir.

Sık, erken adet görme; adet sikluslarının 21 günden daha kısa sürmesine ise “polimenore” denilir. Bunun sonucunda 1 yılda görülen adet kanaması sayısı da artmaktadır.

Düzenli aralıklarla adet kanaması gören bir kadında kanamaların birdenbire sıklaşması durumunda bu kanamanın aslında bir ara kanama olabileceği de her zaman göz önüne alınmalıdır.

Seyrek adet görme,gecikmeler; Adet sikluslarının 35 günden daha uzun sürmesine de “oligomenore” denilir. Bunun sonucunda adet kanaması yılda 3-4 kez görülür. Doğurganlık çağında adet kanaması gecikmelerine sık rastlanır.

Adet düzensizlikleri genellikle organik sebeplerden ve hormonal sebeplerden kaynaklanır.Organik sebep denildiğinde kadın üreme organlarının anatomik yapısındaki değişikler akla gelmelidir.

Adet görmek ne anlama gelir?

Adet görmek; rahim içi dokusunun (endometrium) kanama ile dökülmesi demektir.

Adet dönemi 3 evreye ayrılarak incelenebilir:

  • Birinci dönem yumurtanın seçildiği ve 20 mm çapa ulaşana kadar olgunlaştığı ‘‘Foliküler Faz”
  • İkinci dönem olgun yumurtanın küçük bir patlama şeklinde yumurtalıktan atıldığı ”Ovulasyon Fazı”
  • Üçüncü dönem ise gebe kalınması halinde embriyonun yerleşmesine kadar rahim içinin hazırlandığı ”Sekretuar Faz”.

Bu döngü gebelik ile devam edecek olursa rahim içi embriyonun gelişi ile değişen hormon düzeyleri ve rahim içi özel mekanizmalar ile adet görülmez.Gebelik olmadığında ise hazırlanan rahim içi doku yumurtalıkta progesteron hormon seviyesinin düşmesi sebebiyle dökülmeye başlar, hücreler ve aralarındaki bağlantı yapan maddeler kanama ile dökülür ve vajinadan gelir.

Adet düzensizliğinin nedenleri nelerdir?

Adet düzensizliğinin bazı sebepleri, aşağıdaki gibi sıralanmış olabilir;

  • Stres: Çok fazla kilo alma veya zayıflama, yeterli derecede beslenmeme ve düşük kalorili diyet programları, egzersiz düzeni içerisinde gerçekleştirilen değişiklikler, gerginlik, hastalıklar, seyahat ve günlük hayatı etkileyen farklılıklar, adet düzeninin bozulmasına neden olabilir.
  • Doğum Kontrol Hapları: Doğum kontrol haplarının büyük bir çoğunluğu östrojen ve progestin hormonlarının (bir kısmı yalnızca progestin içermektedir) bir kombinasyonunu içerir. Bu haplar yumurtalıkların yumurta bırakmasını önleyerek, hamile olmayı da engeller. Doğum kontrol haplarının kullanılması veya kullanımının bırakılması da, adet döngüsünde değişikliklere sebep olabilir. Adet düzeninin yeniden devam edebilmesi, hapın bırakılmasından 6 ay sonra tekrar düzelebilir. Yalnızca progestin içerikli olan doğum kontrol hapı kullanan kadınlar, adet aralarında kanama ile karşılaşabilmektedirler.
  • Uterin Polipleri veya Miyomları: Rahim polipleri, rahmin iç tabakasında rastlanan küçük (genellikle kanserli olmayan) oluşumlardır. Miyomlar ise, rahim kasından köken alan, genellikle iyi huylu, tümörlerdir. Boyutları 0.5 mm’den 10 ile 15 cm kadar olabilmektedir. Ağır kanamalara ve ağrıya sebep olabilirler. Miyomun büyüklüğü ile alakalı olarak komşu organlara baskı yapabilirler.
  • Endometriozis: Rahmi saran ve her ay adet akıntısı ile beraber vücuttan atılan endometriyal doku, rahim dışında gelişmeye başladığı zaman “endometriozis” e rastlanır. Doku yumurtalık, altı sindirim sistemi, rektum ve rahim arasındaki bölge, bağırsak, fallop tüpleri ve bölgedeki diğer organlar üzerinde büyüyebilir. Endometriozis belirtileri arasında adet düzensizliği haricinde aynı zamanda, kramplar, cinsel ilişki esnasında ağrı, normal dışı kanama, adet dönemi öncesinde ve sonrasında ağrılar bulunmaktadır.
  • Pelvik Enflamatuar hastalık: Kadın üreme sistemine etki eden bir enfeksiyon çeşididir. Cinsel temas aracılığı ile vajinaya giren bakteriler, rahim ve üst genital sisteme yayılabilir. Aynı zamanda bu enfeksiyona neden olan etkenler spiral takıp-çıkartırken, düşük, doğum ve kürtaj ve benzeri müdahaleler esnasında üreme organlarına sıçrayabilirler. Belirtilerinin içerisinde adet düzensizlikleri, vajina bölgesinde kötü koku, leğen kemiği bölgesinde ve alt karın bölgesinde ağrı, ateş, bulantı, kusma, ishal ve ağır vajinal akıntı yer almaktadır.
  • Polikistik Yumurtalık: Polikistik over sendromunda yumurtalıklar normalden daha fazla androjen (erkeklik hormonu) üretir. Böylece sıvı dolu keseler, yani kistler meydana gelebilir. Yüksek oranda androjen, yumurtaların gelişmesine engel olarak, ovülasyonun (yumurtanın atılması) gerçekleşmesine de engel olur. Bu durum daha çok obezite, infertilite, hirşutizm (aşırı kıllanma) ile alakalı olarak görülür.
  • Prematür Yumurtalık Yetmezliği: Bu durum özellikle 40 yaşından küçük olan, yumurtalığın özelliklerini tam anlamı ile yerine getirmediği kadınlarda görülmektedir. Adet kanamaları kesilir. Genetik olarak görülebileceği gibi, kemoterapi ve radyasyon terapisi sebebi ile de meydana gelebilir.

Yazının tamamı için; http://hospital.kyrenia.edu.tr/adet-duzensizligi/


Ped alerjisi

Her adet döneminde vajinal kaşıntı, yanma ya da ağrı gibi şikayetleriniz oluyorsa, ped alerjiniz olabilir.

LARA AKYEL

Ped alerjisini biz de daha önce hiç duymadık fakat her 10 kadından 8'i bu alerjiden muzdarip. Belli aralıklarla içli dışlı olduğumuz pedlerin içeriğinde bulunan pamukla karıştırılmış sentetik materyaller kadınların sık sık şikayetçi olduğu vajinal kaşıntı, yanma, ağrı veya akıntıya sebep olabiliyor.

Halk arasında ped alerjisi olarak adlandırılsa da tıbbi literatürdeki adı Kadınlara Özgü Alerjik İrritasyon (kısaca KAİ) olan bu hastalığın çoğunlukla ne olduğunu ve neden kaynaklandığını kestiremiyoruz. Jinekoloğa gitmeyerek geçmesini bekleyenlerin yanı sıra jinekoloğa gidenlere semptom benzerliğinden ötürü KAİ yerine iltihaplanma ya da mantar enfeksiyonu gibi yanlış tanı konulduğu ve yanlış tedavi uygulandığı da oluyor. Anlayacağınız, bu alerji konusunda henüz çok bilinçli olduğumuz söylenemez.

Nedir Bu Ped Alerjisi?
Pedlerin üretim aşamasında, pamukla karıştırılan sentetik materyallerin yanı sıra, ucuz olduğu için beyazlatma işleminde kullanılan klor da ped alerjisini tetikleyen etkenlerden. Pedlerin klorla beyazlatıldığı işlem sırasında, kanser, döllenme fonksiyonlarının bozulması, iltihaplanma, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi problemlere sebep olan "Dioksin" adlı maddenin ortaya çıkışıyla işler iyice sarpa sarıyor. Kötü kokunun önüne geçmesi için üretilen parfümlü ve naylon içeriği fazla olan pedler ise özellikle alerjik bünyeli kişilerde reaksiyona sebep olabiliyor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Timur Gürgan, vajina ve vulva dokusunun vücudumuzdaki cilt tabakasının en hassas bölgeleri olduğunu, dolayısıyla cildin tahriş edici maddelere ve kimyasallara karşı savunmasız olduğunu öne sürüyor. Bu da demek oluyor ki, sentetik çamaşırlar giymek, ucuz ped almak ya da tamponları bilinçsizce kullanmak vajinal sağlığımızı düşündüğümüzden çok daha fazla etkiliyor.

Ne Yapmak Gerek?
Bu aşamada, ped alışverişi yaparken bilinçli davranmakta fayda var. Sağlıklı ve organik markalara yönelmek yerinde olacak. Kullanacağınız pedin üretim aşamasında klor kullanılmamış olması çok önemli. Kısacası, sertifikalı organik pamuk kullanan, parfümsüz ve klorla beyazlatılmayan pedleri tercih etmelisiniz.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Timur Gürgan diyor ki;
"Bu tarz vajinal irritasyon yaşayan tüm kadınlara ilk müdahale için organik pamuktan üretilmiş ped veya tampon kullanmalarını, organik pamuklu iç çamaşırı giymelerini ve sabundan kaçınmalarını tavsiye ediyorum. Ancak semptomlar devam ederse tedavi ve tavsiye için mutlaka uzman jinekoloğunuza danışmalısınız."

Sızı, şişkinlik, yanma, kaşıntı ya da alışık olmadığınız doz ve kıvamda akıntı, vajinanızın size verdiği sinyaller aslında. Bilmeden tedavi uygulamamanız ve jinekoloğunuzu ziyaret etmeniz sağlığınız için son derece önemli. Bu konuda tam bir felaket tellalı olabilen Google'da semptomları aratmanızı önermiyoruz. İç kapatıcı sonuçlar yok yere endişelendirebiliyor.

Haberin tamamı için; http://www.cosmopolitanturkiye.com/saglik-spor/2018/02/02/ped-alerjisi


Ped alerjisi nedir, ped alerjisi nasıl geçer?

Prof. Dr. Timur Gürgan, Kadınlara Özgü Alerjik İritasyonun çok sık rastlanılan bir problem olmasına rağmen genellikle diğer problemlerle karıştırıldığı için göz ardı edildiğini söyledi.

Her 10 kadından 8’i Kadınlara Özgü Alerjik İritasyon’u (halk diliyle ped alerjisi) hiç duymamış olmasına rağmen her yıl milyonlarca kadın dönem dönem bu rahatsızlıktan şikayetçi oluyor. Kadınlara Özgü Alerjik İritasyon (KAİ) çok sık rastlanan bir problem olmasına rağmen genellikle diğer problemlerle karıştırıldığı için gerçek önemi göz ardı edilebiliyor.

BU BELİRTİLER REGL DÖNEMİNDE ORTAYA ÇIKIYOR

Jinekologlar vajinal kaşıntı, ağrı ve/veya akıntı semptomları ile gelen hastalarının üçte birinin KAİ semptomları yaşadığını belirtiyor. Her 6 jinekologtan 1’i ise bu semptomları yaşayan kadınların regl dönemlerinde olduklarını söylüyor ve hijyenik ürün seçimlerinin bu rahatsızlığı ağırlaştıran bir faktör olabileceğini ekliyor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Prof. Dr. Timur Gürgan, ped alerjisi vakalarının görülme sıklığının gün geçtikçe arttığını belirtti: “Kadınlara Özgü Alerjik İritasyon, maalesef çok az kadının bildiği ve çok az doktorun genital bölgede oluşan iritasyonun sebebi olarak tanı koyabildiği bir durum. Vajinal ve vulvar doku vücudunuzdaki cilt tabakasının en farklı, en duyarlı, en hassas ve en geçirgen kısmıdır. Dolayısıyla tahriş edici madelere ve kimyasallara karşı daha savunmasızdır. Buna ek olarak, vulva ve vajinanın iç kısımları mukoza zarları ile kaplıdır; duvarları doludur. Çok sayıda kan damarı ve lenfatik transfer sistemi ile dolaşım sistemine kimyasal maddeleri taşırlar.

"KULLANDIĞINIZ PEDİN KLORLA BEYAZLATILMAMIŞ OLMASINA DİKKAT EDİN"

Kadınlar tarafından kullanılan hijyenik ped, günlük ped ve tamponların içeriğinde pamukla karıştırılmış olarak kadınların bilmediği birçok sentetik materyal bulunmaktadır. Ayrıca bu ürünlerin üretimi sırasında ucuz olduğu için tercih edilen, klorla beyazlatma işlemi esnasında, dioksin olarak adlandırılan ve kanser, endometriozis, döllenme fonksiyonlarının bozulması, vajende iltihaplanma, bağışıklık sisteminde düşüş gibi problemlerle bağlantılı, istenmeyen bir madde ortaya çıkmaktadır. Ve pedlerde bulunan bu kadar fazla sentetik materyal birçok alerjik reaksiyonu da beraberinde getirmektedir. Bu yüzden kullandığınız pedin klorla beyazlatılmamış olmasına dikkat edin.

Ped alerjisinin en belirgin semptomları arasında şunları gösterebiliriz: Kaşıntı (%79), ağrı (%55), akıntı (%89). Eğer bunlardan birini yaşıyorsanız muhtemelen pediniz size alerji yapıyordur. Bu fiziksel semptomların adetten sonra devam etmesi ise ağrı, yanma, iltihaplanma gibi şikayetlerle cinsel hayatı olumsuz etkileyerek hayat kalitesini bozmakta ve sadece fiziksel değil duygusal sorunlara da yol açmaktadır.

Kadınlara Özgü Alerjik İritasyon çok sık rastlanan bir problem ve kadınlar bunu genellikle vajinada oluşan iltihaplanma ya da pamukçuk olarak adlandırılan mantar infeksiyonlarıyla karıştırmaktadırlar. Malesef bu kadınların bir çoğu vajinal iltihap tedavisi alırlar ve yüzde yüz tedavi olamadıkları için doktor doktor gezmek zorunda kalırlar. Buradaki ana neden KAİ’dir.
Naylon içeriği fazla olan ve kötü kokuları gidermek için kullanılan parfümlü pedlerin içeriklerindeki bazı maddeler özellikle alerjik bünyeli kişilerde bir takım reaksiyonlara sebep olabilirler. Bu tarz vajinal iritasyon yaşayan tüm kadınlara ilk müdahale için organik pamuktan üretilmiş ped veya tampon kullanmalarını, organik pamuklu iç çamaşırı giymelerini ve sabundan kaçınmalarını tavsiye ediyorum. Ancak eğer semptomlar devam ederse tedavi ve tavsiye için mutlaka uzman jinekoloğunuza danışmalısınız."

ANNELER DİKKAT!

Prof. Dr. Gürgan, bu konu ile ilgili yeni adet görmeye başlayan genç kızlarımızın bilgilendirilmesinin de çok önemli olduğunun altını çizdi: “Anneler, adet görmeye yeni başlayan kız çocuklarını mutlaka bizzat bilgilendirsinler ve mümkünse ped seçimleriyle bizzat ilgilensinler. Çünkü yeni adet görmeye başlayan genç kızlarımız bir pedin alerji yaptığını dahi anlamayabilir, ciltlerindeki değişimlerinden korkabilir, akıntı ya da yanma yaşadıklarında normal karşılayabilirler. Özellikle alerjik bünyeli genç kızlar ped alerjisi ile ilgili mutlaka bilgilendirilmelidirler. Ped kullanımı sonrası perine bölgesinde oluşabilecek kızarıklık, yanma ve kaşıntı gibi durumlarda ped hemen çıkarılmalı ve sertifikalı organik pamuk kullanan, parfümsüz, klorla beyazlatılmayan başka pedler tercih edilmelidir. “

 

Haberin tamamı için; http://www.haberturk.com/ped-alerjisi-nedir-ped-alerjisi-nasil-gecer-1734504


Günlük Ped Nasıl Kullanılmalı?

Günlük pedler kadınların adet günleri dışındaki akıntıları engelleyebilmek ve günlük yaşantıya kolayca devam edebilmek için kullandıkları ürünler arasında yer alıyorlar. Ancak bu ürünlerin her zaman mutlaka kullanılmaları gerektiğine dair geniş bir yanlış algı da mevcut. Günlük ped nasıl kullanılmalı sorusuna cevap vererek sizleri bu konuda biraz daha bilgilendirmeye çalışacağız.

Vajinal Akıntı Nedir?

Kadınlarda bulunan vajina, hem cinsel ilişki sırasında spermlerin rahme iletilmesi ve ilişkiden keyif alınması için önemli bir organdır, hem de yumurtlama dönemlerinin sonunda rahim içindeki dokunun ve yumurtanın atılması için kullanılır. Yani aslında iki yönlü bir sıvı transferine imkan tanıyan bu organ, haliyle sürekli olarak dış koşulların da etkisi altında kalmaktadır ve bu durum bazen can sıkıcı sonuçlara da yol açabilir.

Doğası gereği devamlı olarak kendine has bir neme ve sıvıya sahip olan vajina, bu sıvı sayesinde kendini dışarıdan gelebilecek bakteri ve enfeksiyonlara karşı aktif olarak korur. Dolayısıyla gün içerisinde aşağı yönlü bir şekilde akan bu vajina sıvısı, akıntının fazla olması halinde kadınları rahatsız etmeye başlar.

Bu akıntı fazlalığı bazen bir rahatsızlığın işareti olabildiği gibi, bazen de yumurtlama döneminde hormonal dengelerden dolayı biraz daha fazla olabilir. Sıvının iç çamaşırlarına bulaşması ve oradan da kıyafetlere geçmesi, hem bölgenin aşırı nemli olmasına neden olarak bakterilere davetiye çıkarabiliyor, hem de günlük yaşamda rahatsızlıklar oluşturuyor. İşte günlük pedler de tam olarak burada devreye giriyor diyebiliriz.

Günlük Ped Nedir?

Adet döneminde kullanılan pedlerin aksine, günlük pedler daha hafif, ince ve bükülebilir birer tasarıma sahipler ve genellikle sıvı emme kapasiteleri de normal adet dönemi pedlerinden biraz daha düşük. Dolayısıyla günlük hayatınızda onları kullanırken biraz daha kolay bir şekilde hareket etmeniz, varlıklarını unutmanızı sağlayabiliyor. Ancak günlük ped olduğu için bütün gün idare edeceğini düşünen kadınların olması sebebiyle biraz daha detaylı bilgi sunmamız gerek.

Günlük pedler her ne kadar adet dönemi öncesi ve sonrasındaki akıntıları başarılı bir şekilde durdursalar da, bütün gün boyunca vajinanın altında durmaları bölgenin dengesini bozuyor ve enfeksiyonlara davetiye çıkarıyor. Doğum sonrasında da bir kaç hafta boyunca doğum sonrası akıntıları durdurmak için kullanılan günlük pedler, maalesef sandığınız kadar sağlıklı ürünler de değiller.

Günlük Ped Nasıl Kullanılmalı?

Yukarıda bahsettiğimiz sorunların önüne geçebilmek için günlük pedinizi her gün bir kaç defa değiştirmeli ve böylece vajinal akıntılardan kaynaklanan nemi ve bakterileri o bölgeden çıkarmalısınız. Her ne kadar uzmanlar bu pedlerin kullanımı yerine gün içerisinde iç çamaşırı değişimini önerseler de, yanınızda devamlı olarak iç çamaşırı taşımak ve bilhassa pantolon gibi kıyafetlerle birlikte bu çamaşırları her yerde değiştirmek biraz zor.

Gün içerisinde iç çamaşırını değiştirme imkanı yakalamakta zorlanan kadınlar ise elbette günlük ped kullanımına devam etmeliler. Lakin akıntılarınızın olmadığı günlerde bu pedleri kullanmamanız, kullandığınızda da düzenli olarak değiştirmeniz, vajina sağlığı açısından size gereken olanakları sunacaktır.

Günlük Ped Nasıl Seçilir?

Günlük pedinizi seçerken mümkün mertebe içerisinde organik koton olanları kullanmalı, naylon ve sentetik kumaşlara sahip olan pedlerden uzak durmalısınız. Zira doğal olmayan malzemelerle hazırlanmış olan pedler, vajina bölgesindeki asit baz dengesini de bozabiliyor, bu nedenle kısırlığa kadar varan rahatsızlıkların müsebbibi olabiliyorlar.

Uzmanlar, günlük ped yerine tampon kullanmak gibi uygulamaları ise önermiyorlar çünkü vajinanın çıkışını kapatan tamponlar, özel günlerde ve tatillerde kullanışlı olsalar da, vajinal akıntılarda sürekli olarak kullanılmamalılar. Bu ürünlerin adet dönemi için uygun olduğunu unutmayın.

Yazının tamamı için; https://www.bulenttiras.com/gunluk-ped-nasil-kullanilmali

 


Günlük pedi nasıl kullanmak gerekiyor?

Çok sık akıntısı olan ve iç çamaşırı sürekli ıslanan kadınlar için günlük pedler büyük kolaylık. Ancak dikkatli kullanılmadığı takdirde mantar oluşumu gibi rahatsızlıklara yol açabiliyor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Gökçen Erdoğan, günlük ped kullanımına ilişkin uyarılarda bulundu:

“Kısa sürede yani 1-2 saatte bir değiştirilmesi, çok koku veren pedlerden kaçınılması ve hassas ciltlerin kullanmamasını öneriyorum. Günlük ped kullananlarda, özellikle ped yüzeyine hem sürtünmeden dolayı hem de sürekli ıslaklıktan dolayı mikropların yerleşimi kolay olacağı için mantar enfeksiyonuyla sık karşılaşılır. Bu yüzden mümkün olduğunca ped kullanmak yerine çamaşır değiştirmeyi, kullanılacaksa da sağlıklı üretilen pedlerin kullanılmasını ve sık sık değiştirilmesini önemlidir.

Ped alırken paketinin üzerinde %100 organik koton” yazısı olup olmadığı kontrol edilmelidir. Yine paketin üzerindeki “içindekiler” kısmında bulunan maddelere bakıp naylon oranı en düşük pedlerin sağlıklı olacağı unutulmamalı. Çünkü naylon oranı arttıkça enfeksiyon riski de artıyor. Tabii bu ibareler birçok markada bulunmuyor olabilir, bu durumda deneyimle anlamaktan başka şansımız yok. Naylonu en az (naylonu çok olan pedler yürürken hışırdar), pamuğu en çok olanlar alınmalıdır.”

ANNELERE ÖNERİ
“Annelerin, adet görmeye başlayan kız çocuklarının ped seçimiyle bizzat ilgilenmesi ve onları bilgilendirmesi önemli bir ayrıntı. Çünkü yaşları itibariyle pedlerin kalitesinden ziyade ambalajına bakarak seçim yapabiliyorlar. Ayrıca alerji yapan bir pedin alerji yaptığını dahi anlamayıp ciltlerindeki değişimleri normal karşılayabiliyorlar.”

Haberin tamamı için: http://www.posta.com.tr/gunluk-pedi-nasil-kullanmak-gerekiyor-haberi-141659


Organik Pedler Daha Sağlıklı

Ped kullanırken bu önerilere dikkat! Adet (regl) döneminde ped kullanımında hijyene dikkat edilmemesinin, genital bölge sağlık sorunlarına yol açacağını söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Gökçen Erdoğan, ped kullanımı ile ilgili dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

Adet döneminde kullanılan pedler kısa sürede değiştirilip kağıdına sarılarak atılmalıdır. Tabii ki kanama miktarı kadından kadına değişmekle birlikte genel olarak 3-4 saatte bir değiştirilmesi uygundur. Çok sıcak havalarda, kanaması çok olanlarda, alerjik bünyeli olanlarda bu süre 1-2 saate düşebilir. Ped taşınırken mutlaka kağıdına sarılı bir şekilde taşınıp kullanılacağı zaman açılması hijyen açısından daha uygundur. Hem vücuda hem de kanama miktarına bağlı olarak pedlerin büyüklüğü ve uzunluğu ayarlanmalı, sorun yaratan pedler değiştirilmelidir.

Pedler alerjiye yol açar mı?

Cinsel organlar bir kadının temizlik açısından en hassas ve en önemli bölgelerinden biridir. Bu yüzden her dönemde dikkat edilmesi gereken durumlar söz konusudur. Özellikle adet döneminde kullanılan pedler o bölgenin hem havasız kalmasına hem de mikropların o bölgeye kolay yerleşmesine neden olur. Pedlerde kullanılan maddeler, genital bölgenin çok hassas bir yapıya sahip olması ve o bölgedeki derinin ince olması nedeniyle hemen tepkimeye neden olur. Özellikle hassas bünyeli insanlarda kızarıklık, kaşıntı, pul pul dökülme gibi alerjik durumlara sebep olabilir. Bu durum herkeste olmayabileceği gibi her pedde de olmayabilir.

Pedlerin kimyasallarla beyazlatılıyor oluşu kadın sağlığı açısından tehlikeli midir?


Bilindiği üzere özellikle tuvalet kağıtlarında beyazlatılma işlemi sırasında ucuz olduğu için klor kullanılıyor. Fakat bu işlem sırasında ortaya çıkan dioksin denilen zehirli bir maddenin varlığı kesin olarak tespit edilmiştir ki bu uygulama ve madde kadın pedleri için de kullanılmaktadır. Sağlık için kullandığımız pedlerin sağlıksız ortamlarda üretimi ileride sorunlar doğurabilir. Bu yüzden biraz daha pahalı olan yöntemlerle beyazlatılan organik pedler artık tercih edilme nedenidir. Kaliteli ve organik pedleri önerebilirim.

Organik ped kullanımı yaygınlaşmalı mı?

Biraz önce de bahsettiğimiz üzere organik pedler tercih edilebilir. Hepimizin bildiği gibi pamuk hem zor yetişmesi hem de çok hassas bir madde olması nedeniyle üretiminde maksimum incelik gerektirir ve yetiştirilirken destek amaçlı çeşitli kimyasal maddeler özellikle tarım ilaçları kullanılır. Bu da sonraki aşamalarda pamuklu üretilen pedlerin kullanımında bize sorunlar yaratır. Organik pedlerde hem bu kimyasalların kullanılmaması yani organik tarım koşullarının kullanılması hem de beyazlatırken oksijen ile beyazlatılmış olması tercih nedenidir. Bir diğer neden ise sentetik olmayıp o bölgenin hava almasını kolaylaştırması ve mikropların oraya yerleşmesine daha az sebep olmasıdır.

Haberin tamamı için: http://www.hurriyetaile.com/sizin-icin/saglik/organik-pedler-daha-saglikli_12731.html?utm_source=copy-paste&utm_medium=copy-paste&utm_campaign=copy-paste-with-url
 


Sürdürülebilir moda: Sen ne giyiyorsun?

"Sürdürülebilir" moda ile "etik" moda arasındaki fark nedir? İkisi arasında bazı benzerlikler olduğu için karıştırılması kolay; ama ikisinin arasındaki farkı anlamak aslında çok önemli bir konu! Sürdürülebilir moda, giydiğiniz malzemelere, üretim süreçlerine ve ürettikleri çevresel hasara odaklanır. Etik moda ise üretenlerin haklarına ve çalışma koşullarına bakar. Peki, sürdürülebilir modada hangi materyallere ve süreçlere dikkat etmeniz gerektiğini biliyor musun?

Sentetik Kumaşlar
Polyester, naylon ve akrilik gibi sentetik polimerler ham petrol stoklarından yapılabilir ve biyolojik olarak parçalanmayabilirler. Bu kumaşların, çöpe atıldıklarında parçalanmaları çok zaman alabilir ve metan gazı salabilirler. Yıkandıklarında ise sentetik malzemeden yapılmış giysiler küçük mikroplastik mikrofiberleri serbest bırakabilirler. Bunlar o kadar küçük ki su yollarını ve hatta okyanusları etkileyebilirler. Polyesterler, naylonlar ve akrilikler doğal, su bazlı boyalarla renklendirilemez. Fabrikalar kumaşı boyamak için petrokimyasallar ve zehirli ağır metaller kullanabilirler. Bu maddeler çevreye zarar verebilir, kalıntılar giysilerimize yapışabilirler.

Bazı sentetik malzemelerin "kırışmaya dirençli" olması için perflorlanmış kimyasallara (PFC'ler) sahip olabilirler. ABD Çevre Koruma Kurumu'ndan alınan bilgiye göre, PFC’lerde kansere neden olan kimyasal maddeler olabilir.

İnsan Yapımı Kumaşlar
Petrokimyasal maddelerden değil, ahşaptan veya diğer bitki selülozlarından yapılmış bazı kumaşlar da var. Ancak bu ham maddeler, viskon, rayon ve asetat gibi lifler oluşturmak için çok fazla insan tarafından işlenmelidir (Rayon aynı şeyin birçok türü için kullanılan ortak bir addır). Sert ağaç veya selüloz, ilk önce eter veya aseton gibi ağır işleyen çözündürücü kimyasallar kullanılarak şuruplu bir sıvıya eritilir, sonra iplikler halinde kurutulur. Bu tür kimyasal işlemlerin atıkları su sistemimize kadar ulaşabilirler. Su yollarını ve orada yaşayan canlıları da zehirleyebilirler. Böylece vahşi hayatın kısır hale gelmesine veya kanser oluşmasına neden olabilirler.

Bambu Kumaşa Dikkat!
Bambunun gerçekten çevre dostu bir seçenek olduğu düşünülebilir. Çoğu bambu kumaşı, rayonla aynı şekilde, kimyasallar ile çözülerek yapılabilir. Sürdürülebilir bambu kumaşlar, elyafları doğal olarak ayırarak ve onları dokumayla yapılabilir. Ancak üretilmesi daha pahalı olduğu için bu nadiren yapılır. Bambu sürdürülemeyebilir. Dikkatli ve doğal yapılırsa harika olur: hızlı büyüyen, kolayca yenilenebilir bir bitkidir ve böcek ilacına ihtiyaç duymaz. Ancak eğer rayon gibi yapılırsa, neredeyse diğerleri kadar tehlikeli olabileceği söyleniyor.

Doğal Kumaşlar
Doğal kumaşlar doğada bulunan liflerden yapılır. Bunlar arasında yün, ipek, pamuk, bambu ve kenevir bulunur. Bu kumaşların faydaları o kadar çok ki! Doğrudan doğadan olması, yenilenebilir ve biyolojik olarak parçalanabilir olması, çoğunlukla sürdürülebilir kaynaklara dayanması ve giydiğinde her zaman iyi bir his vermesi gibi... Organik olarak yetiştirilir ve işlenirse, çevre için mükemmel bir potansiyeldir. Bununla birlikte, ekstra iş yükü ve daha az sanayileşmiş işlemden geçtiği için daha pahalı olabilir. Ancak, kimyasal işlemlerden geçmiş kıyafetlerden çok daha sağlıklıdır.


Peki Pamuk Ne Kadar Sürdürülebilir?
Organik olmayan pamuk, dünyadaki en kimyasal bitkidir. Zararlı ve zehirli böcek ilacı, herbisit ve defoliantlar, tüm yetiştirme, toplama ve işleme aşamaları boyunca mahsullere atılır. Pamuk, klor bazlı kimyasallarla ağartılabilir, zehirli boyalar içerebilir ve hatta malzemeyi kırışmaya dayanıklı hale getirmek için sert kimyasallar bile kullanılabilir. Sertifikalı organik pamuk içinse çok daha duyarlı yöntemler kullanılır, bu da seni ve çevreyi zararlı kimyasallardan korur.

İşte sana pratik ve harika 5 ipucu!

  • Hangi malzemeden yapıldığını görmek için kıyafetlerin üzerindeki etikete bakmayı unutma.
  • "Kırışmaya karşı dayanıklı" uyarısına dikkat et.
  • Organik ve doğal malzemelerden yapılmış ve bitkisel boyaların kullanıldığı giysileri tercih etmeye özen göster.
  • Tek sezonluk moda kültüründense, yıllarca kullanabileceğin ve organik materyallerden yapılmış kıyafetleri tercih et.
  • Ülkedeki ve dünyadaki en iyi sertifikalara sahip olan organik ve doğal ürünleri takip et.

Sevgililer Günü'nde sevgilin bu hediyeye çok şaşıracak!

Her sene Sevgililer Günü’nde ne hediye alsam diye düşünürüm; onu mu alayım bunu mu alayım derken zaman daralır. Sonunda hiç de şık olmayan bir hediyeyi alırım. Ama bu sene harika bir fikir buldum. Her zaman o bana çiçek alırken acaba bu sene de ben ona şöyle yaratıcı bir çiçek mi yapsam diye düşündüm. Organik ve doğal pamuklar, mis gibi kokan lavantalar buldum. Merak etme her yerden kolaylıkla alabilirsin veya sipariş edebilirsin! Hepsini bir araya getirip sevgilim için güzel bir buket yaptım. Hafta sonu gelmişken fazla vaktini almadan bir hediye de sen hazırlayabilirsin. Bence sevgilin bu hediyeyi görünce çok şaşıracak!

 


Organik Pamuk Hakkında 5 Muhteşem Gerçek

“Küresel ısınmanın etkilerini görmeye başladık bile…”

“50 yıl içinde dünyanın su rezervleri azalacakmış…”

“Dünyamız ekolojik bir felaketler karşı karşıyaymış!”

Bu cümleleri belki de hayatımızın her günü, birçok yerde duyuyoruz. Duyuyoruz, duymasına ama bir şeyler yapıyor muyuz? Organik ve doğal kıyafetler, yiyecekler, pedler kullanıyor muyuz? Lokal marketleri destekliyor muyuz? Dünyayı ben mi kurtaracağım deme bence. Yapacağın çok küçük değişikliklerin; insanlara, hayvanlara ve doğaya çok büyük etkileri var! Sadece organik pamuk kullanarak bile dünyada birçok şeyi değiştirebilirsin. Çünkü, pamuk kimyasala en çok maruz kalan ürünlerin başında geliyor. Firmalar böcek ilaçlarıyla pamukları ilaçlıyorlar ve bu zehirli madde suya, yediklerimize karışıyor! Organik tarımı tercih ederek dünyada sayamayacağın kadar çok olumlu etki bırakabilirsin.

  • Sadece organik tarımı seçerek böcek ilaçlarının kullanımından kaçabilirsin. Böylece, havanın daha temiz olmasına, sağlıklı ve verimli topraklar sayesinde karbondioksitin de atmosferden uzaklaşmasına destek olursun.

  • Organik tarım, pamuk çiftçilerine / işçilerine kimyasalların zarar vermesini önler ve yakınında bulunan toplulukları da korur. Yani, sen de insan sağlığını zararlı kimyasallardan korumuş olursun.

  • Hava ve su yolları temiz tutulduğu için kuşları, arıları zehirli kimyasallardan korursun. Böylece büyük, küçük, tüm canlıları gözetmiş olursun.

  • Giysilerinde ve kişisel bakım ürünlerinde zehirli böcek ilacı kalıntıları olmaz; çünkü organik pamuk, cildini ve vücudunu zararlı kimyasallardan uzak tutar.

Kısaca sadece sertifikalı, organik pamuk kullanarak dünyaya çok güzel etkiler bırakabilirsin!


Natracare'i bir de kullananlardan dinle!

Blogger'lar, vlogger'lar ve influencer’lar Natracare’i deneyimledi. Hayatlarında nasıl büyük bir değişim yaşadıklarını takipçileriyle paylaştılar. Peki, senin hayatında neler değişti? Natracare’ın senin hayatındaki yeri ne acaba? 


Geleceğin Pamuk Gibi Olsun!

Natracare Türkiye olarak HELLO! Dergisi ile birlikte düzenlediğimiz "Geleceğin Pamuk Gibi Olsun" etkinliğine cemiyet hayatının ünlü isimleri katıldı. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak ile birlikte Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Prof. Dr. Timur Gürgan da davette ünlü kadınlara önemli uyarılarda ve bilgilendirmelerde bulundu. Organik, doğal ve sürdürülebilir ekolojik hayatın da konuşulduğu çok özel davette menülerde vegandı.

Davete İpek Toplusoy, Alegra Levi, Ahu Orakçıoğlu, Begüm Özer, Burcu Hanif, Aslı Küseyrioğlu, Gül Gölge Saygı, Çağla Bostancı, Burcu Şendir, Pelin Kaya, Gül Erçetingöz, Begüm Karamahmutoğlu, Meltem Tahrancı, Nur Bilen Yavuzer, Eda Şentürk Akçaya, Gökçe Ateş Kantarcı, Ruşa Acar, Şebnem Burcuoğlu, Günsel Ülkü, Ece Vahapoğlu, Ayşe Burcu Kaya, Jale Balcı, Akasya Aslıtürkmen gibi cemiyet ve sanat dünyasının ünlü isimleri katıldı.


Her Kadının Bilmesi Gereken Periyodik Tablo

Regl döneminde modunu sürekli değiştiren, seni bazen çikolata krizlerine sokan, bazen de battaniyenin altına kıvrılıp kalma isteğine boğan şeylerin sebebini merak ediyor musun?

O zaman bu "periyod" tablosuna göz atmalısın!


Natracare'i Beğeneceğinizi Biliyorduk!

Natracare, %100 organik pamuğuyla, içeriğinde plastik madde bulunmamasıyla ve en önemlisi klor ile yıkanmadığı için dioksin
madde içermemesiyle kısa sürede herkesin gönlünü kazandı. Biz de, sizden aldığımız geri bildirimlerden görüyoruz ki doğru bir iş yapıyoruz. Paylaşım yapan herkese kocaman bir teşekkür gönderiyoruz!


Güney Kore'de Yapılan Araştırma Kadınları Ayağa Kaldırdı

Hayatta yapacak, öğrenecek ve keşfedecek ne çok şey var!
Kore’de Gıda ve İlaç Güvenliği Bakanlığı hijyenik pedlerin içeriğiyle ilgili bir çalışma başlattı. Sonuç ise vahim. Ülkenin en ünlü hijyenik ped markasında bile en yüksek toksik maddeler bulundu. Ancak, markaların ped içeriklerini açıklamaları zorunlu değil. Bu nedenle Koreli kadınlar endişeli.
Sen de hayatta en çok kullandığın ürünün içeriğini bilmek istemez miydin? Peki, bu konuda minik bir araştırma yapmaya ne dersin?